25 Kasım 2020 , Çarşamba
Anasayfa / Köşe Yazarları / Biz neden böyle olduk?

Biz neden böyle olduk?

 Referandumun sonuçlanmasına günler hatta saatler kaldı: Miting meydenlarında liderler biri birlerine kavgada bile söylenmeyecek sözleri etmekten artık  hiç çekinmiyorlar bu sözleride dinlerken amigolar gibi hep alkışlıyoruz.Ve aklıma hep şu geliyor acaba biz neden böyle olduk? Aslında bana sorarsanız 12 eylül pazar günü  yapılacak referandum  da  büyük ihtimalle “EVET” çıkacak  bu böyle , Gerçi   bu  anayasa değişikliğinin hiç önemi yok ondan dolayıda yüce milletimizin kutuplaşmasına,birbirlerini rencide etmesine, kavga etmesine hiçmi hiç gerek yok,benim anlamadığım önemli bir şey daha bu  millet  yararına olan banayasa değişikliğin’den  bu kadar hırçın olmak    , bu kadar kırıcı  olamak , bukdar dökmek,bu kadar dağıtmak   niye orasınıda anlamış değilim . Gerçi her miting meydanlarında ve başka alanlarda sürekli dile gelen ”  esas anayasa nın   2011 de yapılacak genel seçimlerden sonra yapılacağını belirten sayın:Erdoğan , Genel seçimler’de es kaza  kaybeder ülkede  iktidar değişikliği   olursa bakın siz ozaman Türkiyenin haline   “Referandum malubiyetini içine sindiremeyen sayın:Kılıçdaroğlu ve sayın:Bahçeli ve ya  bu referandumda “HAYIRI” destekleyen bir başka parti lideri   ne yapar.  k bir şey yokki. Tabiki kendi anayasasını yapar,referandum’da kabul edilen anayasanın   eksik olduğunu  söylerler  ve hadi bakalım sil baştan bir macera daha . İsterseniz sizleri şöyle 30 yıl geriye götürüp  hafızalarımızı bir yoklayalım  yani  şu anda oldukça tartışılan 1982  ANAYASASINA     şu anda beğenmediğimiz anayasa halkın tam  % 85 desteğini almadımı? Aldı.  Bu % 92 destekle değişen anayasa aradan 15 yıl geçtikten sonra   tartışmaya  açılmadımı? Açıldı.Açılıncada   Kenan Evren dönüp  yanındakilere ya be  bu anayasaya desteğin   halkın % 92     desteği olduğunu biliyorum bu böyle bir oranlada    kabul gördü.  Ancak  bu anayasaya  benden başka kimse destek vermemiş demedimi?  Tabiki dedi.  Şimdi tam olmasada yarım yamalak güven oylamasına sunulacak olan anayasa  sonucu bence “EVET” oyuyla kabul edilecek buraya kadar tamam da işte bun dan sonra filim kopacak ortalık daha da gerilecek neden? Çünkü “EVET” çıkarsa  anayasaya destek vermeyen parti liderleri buna hazmedemeyecek,”HAYIR” çıkarsa  hükümetin bun dan sonraki  devamlılığı  ciddi,ciddi tartışılır hale gelecek .Olan yine sokaktaki millete yani bize olacak, Gerek iktidar,Gerekse muhalefet  partileri tarafından  yaklaşık 2 aydır referandumla ilgili çeşitli toplantılar, çeşitli gösteriler,çeşitli mitingler, bir sürü  afişler ve diğer reklam giderleri için yapılan harcamayı  kimseyi tahmin etmesi  mümkün mü?  Bence değil .Acaba bu harcanan paralar ile bu canım  ülkede kaç işsize iş kapısı aralanır dı? Her sınıfta 50-60-70-80 öğrencilerin sayılarının daha aza indirilmesi için kaç  derslik ve okul yapılırdı.İşsizlerin derdine çare kaç fabrika açılırdı.Her yıl onlarca öğrencilerimiz Üniversiteye girmek için saatlerce ter dökmesine rağmen sadece okul olmadığı için dışarda kalanm  gençlerimiz için kaç üniversite yapılırdı.saatlerce kuyrukta bekleyen hastalarımızın o kuyrukta daha fazla beklemelerinin önüne geçmek için kaç hastane yapılırdı. Ulaşmakta zorluk çektiğimiz  yollardan kaç km yol  yapılırdı.kaç köprü yapılırdı.en önemliside  İstanbul’da  olması nuhtemel beklenen  bir  deprem için  bu paralar harca,vsnsaydı kıyametmi kopardı.vs,vs .vs saymakla bitmez. Varmı bilen yok tabiki .Eğer bu anayasa değişmesi gerekiyor ise idi yine bunu mecliste bulunan aslan gibi 550  adet   kocaman,kocaman vekiller neden uzlaşarak çıkarmazlar .Orasınıda bilen yok  . İsterseniz sizleri ta  1876 lara götüreyim  bakın o zaman 1876  Anayasası’nı “Meclis-i Mahsusa” denilen bir özel komisyon hazırlamış, Padişah II. Abdülhamit de kabul ve ilan etmiştir. Ne halk vardır ortada ne de bir kurucu meclis. Meclis anayasanın kabul ve ilanından bir yıl sonra 1877’de, üstelik de, seçimle değil, atamayla teşekkül etmiştir. Yeni bir seçime zaman yoktur, ortada bir seçim kanunu da yoktur. Valilere emir verilir onlar da daha önce liva ve vilayet idare meclislerine atadıkları üyelerden bazılarını bu defa da Meclis-i Mebusan’a seçerler.  Meclis vardır ama hükümet meclise değil saltanata karşı sorumludur. Padişah meclisleri toplamak, dağıtmak, sadrazamları değiştirmek, daha önemlisi “bir kimsenin siyasal suçlu olduğuna karar vermek ve yargı kararı olmaksızın istediği yere sürgüne göndermek yetkisine” sahipti. Mithat Paşa ve birçok muhalif bu yetkiye dayanarak sürüldü.Nasıl ilk meclisimiz seçimle teşekkül etmediyse Milli Mücadeleyi yapan Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi de bugün anladığımız şekliyle katılımcı ve demokratik bir seçimle vücut bulmamıştır.  Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Heyet-i Temsiliye adına komutanlara, valilere, Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerine gönderdiği tamimde “güvenilir ve muteber şahısların” mebus seçilerek Ankara’ya gönderilmelerini ister.Birinci Meclis’te 57 asker vardır.  Bunlardan 17’si paşa olmak üzere 22’si aynı zamanda cephelerde görevlidir.  Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, İsmet İnönü bunlardan birkaçıdır.    Bugün sivil siyasetçilerin çok sık kullandıkları ve aslı “hakimiyet bila kayd ü şart” olan “egemenlik milletindir” sözü de o Meclis’ten kalmadır ve sahibi de bir askerdir. Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır.Ne ilginçtir ki, şu bizim çok partili demokratik hayata geçişimizin temelinde de halk yoktur. Demokrat Parti’nin dört kurucusundan üçü Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan kıdemli siyasetçiler, birisi de Prof. Dr. Fuat Köprülü Türkçü bir bilim adamıdır. Dördü de CHP milletvekilidir. Bunlardan Celal Bayar’a ayrı bir fasıl açmak gerekir. Bayar, CHP’li olmadan önce İttihatçıdır. İttihat Terakki’nin İzmir Katib-i Mesulü(sorumlu sekreteri), Milli Mücadele’nin Galip Hocası, Saruhan(Manisa) Mebusu, bakanı, tek parti döneminin genel müdürü, mebusu, bakanı ve II. Dersim isyanını bastıran hükümetin başbakanıdır.Refik Koraltan, Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığında kendisini karşılayan Emniyet Müdürü’dür. Milli Mücadele’de Konya Mebusu’dur. Birinci dönem İstiklal mahkemelerinde görev yapmıştır. Adnan Menderes, Serbest Fırka Aydın İl Başkanı iken Atatürk’ün talimatıyla CHP’ye geçmiş ve mebus olmuştur. Fuat Köprülü ise Türkocakları Genel Başkanlığı’ndan sonra CHP’den mebus seçilmiştir.Nasıl ilk anayasamız bir toplumsal isteğin ve mücadelenin eseri değilse demokrasimiz de aynı şekilde bir demokratik arayışın sonucu ve halk mücadelesinin eseri değildir. Anayasamız seçkinci bir kadronun Sultan’a dayatmasıydı, demokrasimiz de bir grup CHP’linin CHP’li yönetime isyanının eseridir. Onun içindir ki anayasamız da, demokrasimiz de istikrara kavuşamamaktadır. Bu gidişle daha uzun süre de kavuşacağa benzememektedir. Zira bugünkü kavgada da dün olduğu gibi halk adına birileri var ama halk yok.Ve yukarıda belirttiğim gibi acaba bize ne oldu.Biz neden bu duruma düştük.Biz böyle bir milletmiydik .

Hakkında Şükrü Şahin

Avatar
Esenlerin Sesi Gazetesini genel yayın yönetmeni.TV Porgram yapımcısı ve sunucusu .Sarı Basın Kartı var.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi. Günlük yayınlanan Ö.Vatan Gazetesi Haber Müdürü olan şahin evli ve iki çocuk babasıdır.

Göz Atın

Başbakanımıza mektup’un muhatapların’dan Burhan Kocamandan bir açıklama geldi.

 Başbakanımıza mektup’un muhatapların’dan Burhan Kocamandan bir açıklama geldi. 2004 yılında ihale ile almış olduğum Recep …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir