30 Kasım 2020 , Pazartesi
Anasayfa / Esenler Haberleri / Esenler’deki dershane temsilcileri bir araya geldi.Pes etmek yok.

Esenler’deki dershane temsilcileri bir araya geldi.Pes etmek yok.

Esenler’deki derhsane temsilcileri  bir araya geldi.Hemen pes etmek yok .

Türkiye’de, dershanecilik piyasasında rekabet, kurumsallaştığı ve yerleşik hale geldiği halde, hükümet, bu piyasayı kaldırmayı hedefliyor. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in ifade ettiği gibi bu politik tercihin iktisat, hukuk ve eğitim açısından farklı boyutları bulunmaktadır.

Aynı açıklamada Bakan Dinçer, bunun bir arz-talep meselesi olduğunu, talebin daraltılması halinde, zımnen bu hizmete ihtiyaç kalmayacağı için arzın da kendiliğinden kalkacağını söyledi. Bu yaklaşımdan hükümetin önceliğinin iktisadi boyutlar olduğunu anlıyoruz. Bunun dışında süreç içinde hükümet, dershane hizmetine ihtiyaç olmadığını farklı argümanlarla da açıklamıştı. İlk açıklamalarda, okulların mevcut sistem içinde üniversiteye giriş için yeterli eğitim olanağı sunduğunu, bu nedenle dershanelere ihtiyaç olmadığını ileri sürmekteydi. Bir diğer iddia, düşük gelir düzeyine sahip hane halklarının dershanecilik nedeniyle mağdur olduğu idi. Dolayısıyla dershanecilik piyasasını kaldırmaktaki açık amacın, dershanecilik hizmetine ihtiyaç olmadığı ve zımnen var olduğu kabul edilen fırsat eşitsizliğinin kaldırılması gibi görünmektedir. Bu politika gütme tarzının sorun ve açıklarını ele alarak, dershanecilik piyasasının niçin serbest piyasa mekanizması içinde meşru ve olması gereken bir sonuç olduğunu açıklamaya çalışalım.

Öncelikle Türkiye örneğinde dershanecilik, tam olarak piyasa mekanizmasının işlediği bir sistemde, rekabetin ne türden bir etkinlik sağladığının açık göstergesidir. Zira rekabet, bir ekonomide keşif süreçleriyle birlikte ortaya çıkar. Eğer, rekabet önünde suni ve yasal engeller bulunmuyorsa ve piyasa süreçleri de rekabetin işleyişi önünde kendiliğinden bir engel oluşturmuyorsa, ekonomide girişimcilik ve üretken zeka, keşif süreçleri yoluyla inovatif yöntemler keşfederek, rekabetçi ve eşitlikçi bir sonucu getiren bir dizi olumlu gelişmeyi tetikleyecektir. Üreticiler veya girişimciler açısından yeni üretim alanlarının varlığı, yeni kazanç ve kâr alanlarına neden olacaktır. Bu noktada bir kıtlık rantı söz konusu ise de bu rant, piyasa süreçlerinde ortaya çıktığı için, keşif süreçlerini teşvik eden olumlu bir motivasyon olacaktır. Ayrıca bu kıtlık rantı, rekabetin etkisiyle zaman içinde ortadan kalkıp, rekabetçi normal kâr düzeyine gelerek, çok sayıda piyasa aktörünün bu kâr alanından kazanç sağlamasını temin edecektir. Nitekim Türkiye’de dershanecilik yapan çok sayıda farklı firmanın varlığı, bu türden bir rekabetin gelişimine ve toplum için refah kazanımlarına işaret etmektedir. Bu anlamda ülke açısından değerlendirildiğinde makro planda, yeni istihdam olanakları, sermaye varlıklarının tam kapasite kullanım oranında üretime koşulması ve dolayısıyla yeni üretim alanlarının açılması nedeniyle ülke açısından daha yüksek milli gelire neden olmaktadır.

Ancak daha önemli etki, mikro planda dershane hizmetinin talep edicileri üzerinde ortaya çıkmakta ve bu anlamda, ilgili politikanın açıklanan amacının tersine bir yapı ortaya çıkardığı için dershane kapatmaya ilişkin politik tercihi anlamsız kılmaktadır. Zira rekabetçi koşullar altında olmak şartıyla her bir ilgili hizmet tüketicisinin, bu mal veya hizmete erişimi, tüketiciler açısından refahta bir artış anlamına gelecektir. Türkiye’de bunu anlamak oldukça kolay. Zira önceki sistemde Türkiye’nin seçkin üniversitelerine giren öğrencilerin ailelerinin refah düzeyleri açısından profilleriyle, dershanecilik hizmetiyle birlikte aynı üniversitelere giren aile profilleri kıyaslandığında bu durum net bir şekilde anlaşılacaktır. Dershaneciliğin yaygın hale gelmesi, ilgili hizmete erişimin düşük gelir grubuna sahip hane halklarınca da gerçekleşmesini sağlayarak, bir yandan herkesin daha nitelikli bir üniversite eğitimi almasını mümkün hale getirirken, diğer yandan sadece yüksek fiyatlı, fakat nitelikli liselerde eğitim alan bir azınlık grubu yerine, her tabandan tüm ülke insanının ilgili hizmete erişimini kolaylaştırarak, beyin gücümüzün etkin kullanımına neden olmaktadır. Böylelikle dershanelerin varlığı bir yandan fırsat eşitliğini getirip, eğitim süreçlerine katılımı toplumun tabanına ve geneline yayarken, diğer yandan ülke kaynaklarını, daha verimli kullanılır hale getirmektedir. Eğitimde bu türden bir fırsat eşitliği, nihayet, ortaya çıkan gelirin bölüşümünün de aksi duruma göre daha adil dağılımı anlamına gelecektir. Dolayısıyla bu anlamda da iktisadi olarak dershanecilik faaliyetinin, hem kaynakların hem de gelirin etkin dağılımına neden olan bir süreci tetiklediğini söyleyebiliriz.

Bir önemli sorun, eğitim hizmetinin kamusal mal olması ve hükümetin, bu nedenle özel mal/hizmet statüsünde ve pahalı bir hizmet olarak düşündüğü bu piyasayı kaldırma ve ilgili işin devlet okullarınca karşılanmasını istemesidir. Eğer eğitim, pür kamusal mal olarak düşünülüyorsa, bu, açıkça piyasa ekonomisinden geri dönüş anlamına gelmektedir ki, AK Parti’nin parti programına aykırıdır. Eğitim hizmeti tam kamusal değildir. Yani savunma ve adalet hizmeti gibi değildir. Eğitim hizmetinin yarı kamusal mal olması, ilgili hizmetin hem devlet hem de özel sektör tarafından verilmesini mümkün kılmaktadır. Bu uygulama modern dünya sisteminin de tercih ettiği bir sistemdir. Eğitim, özel sektör tarafından sunulur. Bunun iktisadi rasyoneli, ilgili hizmetin doğasında mevcuttur. Buna rağmen ilgili faaliyetin özel sektör elinden alınıp devlet okullarınca verilmesi, özel okulların neden olduğu aynı durumdan dolayı, onların da kapatılıp kapatılmayacağı sorusunu getirmelidir. Eğer hükümet, eğitimi, kamusal mal olarak alıp, özel sektörün dışında sadece kamu tarafından sunumunu hedefliyorsa, bu durumda özel sektör tarafından sunumuna devam edilen diğer eğitim hizmetlerini de ya kamulaştırmalı veya bu durumu açıklamalıdır. Değilse, sadece dershanecilik üzerine bu politik tercih, meşru ol(a)mayacaktır.Bu noktada geçenlerde ilçede dersane sahipleri bir toplantı yaptı.Esenlerde faaliyet gösteren düşüş dersane sahipleri yaptıkları toplantıda hükümetin dersaneleri kapatacağız söyleminden sonra bu yıl dersane kayıtlarının % 50  oranında düşüş sağladığını belirterek  umarız hükümet bu yanlıştan bir an evvel döner ve dersanelerde hak ettiği yere tekrar gelir dediler.  Esenler’de faaliyet gösteren dershanelerden Fem Dershanesi,Ana Fen Derhanesi,Sınav Dershanesi,Derecem Dershanesi, Tomurcuk Dershaanesi,Eksen, Eksen DershanesiAtlas Dershanesi ve  Fatih Dershane temsilcileri toplantı sonunda hükümetin aldığı karara sonunakadar direneceklerini ifade ettiler.

Hakkında Şükrü Şahin

Avatar
Esenlerin Sesi Gazetesini genel yayın yönetmeni.TV Porgram yapımcısı ve sunucusu .Sarı Basın Kartı var.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi. Günlük yayınlanan Ö.Vatan Gazetesi Haber Müdürü olan şahin evli ve iki çocuk babasıdır.

Göz Atın

DANA BURNU YOLDA

KARABULUT’UN KİTABI  “DANABURNU’ YOLDA Gazeteci-televizyoncu İbrahim Erdem Karabulut’un “Politikada Yalanlar ve Yılanlar- Danaburnu” adındaki kitabı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir